Thursday, 23.11.2017, 02:07am (GMT+2)
  ANASAYFA
  SSS
  RESIMLER
  Linkler
  Site
  Irtibat
 
Mehmet ATAY Vefat etmiştir ; UMRE SEYAHATİ ; Muzaffer GÜZEL Vefat Etmiştir ; BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN ; Asiya ÇAVİŞ Vefat Etmiştir
 
Tum Konular  
  Şehidimiz Aziz ORMAN
  KASABAMIZ
 » Yelek Kasabası
 » Mahallelerimiz
 » Yöresel
 » Resim Galerisi
 » Video Galerisi
 » Üniversitelilerimiz
 » Rehber
 » İşletmelerimiz
 » Mesleklerimiz
 » Kan Bankası
 » Şakir ÇİÇEK..
  DERNEK
 » Yönetim Kurulu
 » Yönetimden Mesajlar
 » İletişim
 » Faaliyetlerimiz
 » Duyurular
 » Tüzük
  HABERLER
 » Kasabamizdan Haberler
 » Vefat Haberleri
 » Düğünler-Mevlidler
 » Etkinlikler
  KÖŞE YAZILARI
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  ::| Haber Listemiz
Adiniz:
E-Posta adresiniz:
 
 
 
KÖŞE YAZILARI
 
Sevgililer Gününde
Friday, 17.02.2012, 01:41am
Sevgililer Günü nedeni ile bazı TV muhabirleri sokaklarda, caddelerde gençlere bu günü, anlamı, nasıl değerlendirdikleri gibi sorular soruyorlardı. Gençlerden bazıları şöyle diyorlardı:
“İnsanların sevgisi bir güne sığdırılamaz, sevgi bir gün için değildir. Sevgi yılın her gününde, bir ömür boyu devam eder”...Devamını Oku
Kan Ve Organ Bağışı
Wednesday, 19.10.2011, 12:37am
Kan Verelim:
Bir Yelek'li olarak bir öneride bulunmak istiyorum. Fırsat buldukça Kızılay'a kan verelim. Çünkü kanın ana kaynağı insandır; henüz dünyanın hiç bir fabrikasında kan imal edilememektedir. Ana kaynak hepimiz, insanlar olduğu ve de kanı yine insanlar kullandığı için hepimiz fırsat buldukça kan vermemiz çok önemlidir.Kana hangimizin ne zaman gereksinim duyacağını Tanrı bilir. Çünkü hiç beklemediğimiz bir anda trafik kazası, ameliyat, doğum gibi olaylarda kana gereksinim duyabiliriz. O an için para, servet göze görülmez, bir an önce kan bulma çabasına gireriz. O nedenle fırsat buldukça kan verelim.Ben naçizane hemşeriniz olarak 15 yıl süre ile Kızılay’a sürekli üç ayda bir kan verdim. Verdiğim 50 ünite kan nedeni ile Kızılay'dan altın madalya aldım. Madalyam ve berat belgemi evimin en mutena yerinde saklarım.Ben 1945 yılında doğduktan üç ay mıdır, altı ay mıdır sonra Annem Gülbahar Kulaksız "dem gitmeden" (kan kaybından) vefat etmiş. O nedenle kan vermeye, kana karşı ilgim ve ahdim vardı. İşte o nedenle Kızılay'a altın madalya alacak kadar kan verdim. Siz de lütfen fırsat buldukça kan verin ki toplum olarak sağlıklı olalım.Ayrıca Organ Bağışında da Bulunalım:Tıpkı kanda olduğu gibi, organlar da henüz hiç bir fabrikada yapılamamaktadır. Tamirat da olamıyor. Hangimizin, kendimizin ve bir yakınımızın ne zaman organa gereksinim duyacağını Tanrı bilir. Çevrenize bir bakın, komşularımızdan, kasabamızdan, yurdumuzdan binlerce, on binlerce insanımız başta böbrek olmak üzere, böbrek, karaciğer, kalp, göz retinası gibi organları bekleyen insanlarımız vardır. (Örneğin, bizim Yelek’li akrabam İbrahim Kulaksız-Berber İbrahim’in- iki böbreği de görev yapmıyor, yıllardır diyaliz makinesine girmekte. Yelek’ten de birkaç kişi daha böbrek hastası imiş; onların çektiği acıları bir görseniz).Bazı cahil insanların kötü propagandalarına kulak asmadan kan verelim, organ bağışında bulunalım.Yani ölünce, ölmek üzere iken, bağışladığımız organımız, zamanında alınılıp hemen ihtiyaç duyulan insana takılırsa, takılan insan da doku uyumu olunca organ alan sağlığına kavuşur.Yine bendeniz hemşeriniz naçizane tüm organlarımı bağışladım, bağış belgemi yanımda taşırım. Sevgili hemşeriler siz de kan verme yanında, toplumun sağlığı ve toplumsal dayanışma için organlarınızı da bağışlamanızı diliyorum. İçten selamlarıma. 
CEVAT KULAKSIZ
Atatürk'ün Manevi Babası
Tuesday, 11.10.2011, 09:48pm
ATATÜRK'ÜN MANEVİ BABASI Düşman cephelerinde değil, kendi vatanımızın içinde terörden can veren şehitlerimizin dizi dizi olduğu şu günlerde, üç evladını çeşitli cephelerde şehit veren bir babanın, Konya’da Atatürk’le ilgili bir anısında oluşan ilginç olayı paylaşmak istedim. Konya, Atatürk'ün, İstanbul ve İzmir’den sonra en çok uğradığı ve kaldığı şehirlerimizden biridir. Atatürk'ün Anadolu'ya geçerek Ankara'ya yerleştiği, ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açtığı günden ölümüne kadar Konya'ya 13 kere gelip gitmiş, bu gelişlerinde çoğu zaman günlerce kalmıştır. Devamını Oku
CEVAT KULAKSIZ
Gençlerimize Fırsat..
Tuesday, 13.09.2011, 04:31pm
Dünyanın neresinde olursanız olun ,eğer bu mesleğe meraklı iseniz ve bizim ekibimiz içinde yer almak istiyorsanız ,kişisel bilgilerinizi bir resim ve biyografinizle birlikte yelekkasabasi@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.
 
PEKİ ACEMİLİK SORUN MU?
Fikri,kalemi ve yeteneği ,şu an bu mesleği icra eden ve bu konuda söz sahibi olan birçok insandan daha iyi olan ancak lobi sorunu nedeniyle bir yerlerden başlayamayan yığınla değer,acemi olduğunu ve bu işi yapamayacağını zannederek kendini kenara çekmektedir...
Şu unutulmamalı ki dünyada şu an ustalık noktasında olan yığınla insan mesleklerine ilk başladıklarında birer ÇIRAK'tılar..
Sürekli pratik yapıp inatla olayın üzerine giderek alanlarında söz sahibi, yani USTA oldular...Bu sadece gazetecilik mesliği için değil tüm meslekler için geçerli bir durumdur...
Onun için bir yerlerden başlamak oyunun ana kuralıdır...Oyunun içinde kalıp kalmamak ise zamanla ortaya çıkacak bir konudur.İnsanlara bu fırsat verilmeden önyargılı davranmak yüzünden belki de yığınla yetenek hiç ortaya çıkmadan kaybolup gitmekte ve bu yüzden belki de basında kalite sorunu aşılamamaktadır...

NOT: Köşe yazarlığı ve diğer pozisyonlarımız gönüllü pozisyonlarımızdır. Yazarlıkta kendini geliştirmek isteyen arkadaşların gönüllülük çerçevesinde katılması beklenmektedir. Kısaca bu pozisyonlar için bir ücret vermemiz söz konusu değildir ve GENÇ arkadaşlar tercih edilecektir.
Gözden ırak olan gönül dostuna...
Wednesday, 18.05.2011, 08:00pm

Umut, inanç, yaşam sevgisi… Hasret, tutku, onunla yaşanmış güzel anılar…

Bugün Şakir abi’nin maddi bedeninin aramızdan ayrılışının günü; ilk yılı, gönlümüzde varoluşununsa 26. Yılı. Genç yaşta kaybettiğimiz gönül insanını hepimiz çok özledik, o uzun bir yola çıktı farz ettik ; dönmesini bekledik. Yaşanmış o kadar az şey var ki onunla doyamadık kardeşimize. Kimimiz tekrar istiyor onunla okula beraber gitmeyi aynı sırada oturmayı aynı oyunu oynamayı aynı kavgada vuruşmayı; kimi de beraber maça gitmeyi, aynı tabaktan yemek yemeyi, anlaşamayıp kavga etmeyi… Ömür kısa yapılacak çok şey vardı onunla. Ömür kısa bu bekleyiş uzun… Ömür kısa hayaller uzun…   

Bir bahar günü kasaba mezarlığına gittik omuzlarda şu ana kadar alınmış en büyük yük… Herkesin gözü yaşlı herkeste aynı yük. Herkes aynı tabutu sırtlıyor ama kime sorsan içindeki farklı. Ali Amca için tabutun içindeki UMUT, Hasan Amca için SABIR tabutun  içindeki, bir kardeş içinse CAN içindeki…  Ve bir mezara ilerliyor herkes ve gömülüyor Umut, Sabır, Can; ki ne can. Sonra herkes bir avuç çaresizlik atıyor üzerine.  Okunmaya başlanan Yasin’le birlikte herkesin aklında onunla yaşanmış en güzel anılar. Biz o gün o mezara umudumuzu gömdük sabrımızı gömdük canımızdan bir parça gömdük. Ama biz o mezara Şakir Çiçek diye bir kimseyi gömmedik. Tertemiz yüzüyle aslan o yaşıyor. Bazen okul bahçesine gidip oradaki çocuklarla birlikte top oynuyor. Bazen bir yağmurlu sonbahar sonrası Yurtlak’a mantar toplamaya gidiyor ve çıkarken o tepeyi uzun saçları rüzgara nasıl karşı koyuyor. Bakın binmiş bisikletine geziyor şöyle bir köyü, canı biraz sıkkın, güneş kızıllaşmış batmak üzere… Bisikletin ön yüzünde bir bozkurt çıkartması;her şey gibi davası da emaneti… O yaşıyor bıraktığımız gibi hatırladığımız gibi. O yaşıyor bazen bir masa başında bazen bir okul sırasında bazen bir halı saha maçında. Bazen çarşıda bazen Ankara’da bazen İstanbul ‘da. Ben bir tane Şakir Çiçek tanıdım oda yaşıyor. Bir hayalde bir anıda bin kalpte yaşıyor.  Eğer o öldüyse dürüstlük de efendilikte adamlıkta yaşamıyor.

ŞAKİR ABİ’NİN YOKLUĞUNU HİÇBİR KELİME ANLATAMIYOR. ONSUZ GEÇEN BİR YIL VE ONSUZ GEÇECEK YILLAR VAR. YÜCE YARADANDAN TEK TEMENNİMİZ ÜZERİNDEN RAHMETİNİ EKSİK ETMEMESİ. NE DİYELİM ŞAKİR ABİ: SENİN GİBİ ALÇAKGÖNÜLLÜ BİR İNSANA YAKIŞMADI BİZLERE YUKARIDAN BAKMAK


Şimdi Neresi Sıla..Neresi Gurbet...
Monday, 21.03.2011, 02:14am
Yıllar önce başlamış benim insanımın gurbet yolculuğu, yoksulluğun dayanılmaz zorluğu, insana çok şeyler öğrettiği gibi, acı sonuçları da insanımızı farklı arayışlara itmiş, Federal Almanya’nın açtığı gurbet kapıları, zamanla başka ülkelerce de açılarak, insanımız bu kapılardan girmek zorunda bırakılmıştır. 1960’lı yıllar olsa gerek, ilk gurbet kuşlarının uçtuğu tarih. O tarihten buyana da ülkemin dört bir yanından uçmuş gitmiş uzaklara gurbet kuşları ve acı gurbet şerbetinden yudumlamaya başlamışlar. Zaman içerisinde eşini, çocuğunu, kardeşini, amcaoğlu, dayıoğlu derken sülalenin yarısından çoğu gurbet yolunda, şimdi dünyanın hangi köşesine giderseniz gidin mutlaka bir Türk vardır, bulursunuz.

 Hayat mücadelesinin engebeli yollarında bir ekmek davası uğruna yerini, yurdunu terk etmek zorunda kalmış gurbet kuşları hemşerilerim, kardeşlerim. Yıllar birbirini kovaladı ve bugünlere geldik, dönüp arkamıza baktık ki zaman ne çabuk geçmiş ve bizler kendimizi nerelerde bulmuşuz, bir ekmek davası bizleri vatanın hangi köşelerine ya da ülkenin dışına uzaklara nasıl götürmüş farkında bile olamamışız. Hayata başladığımız, büyüdüğümüz, şirin kasabamız Yelek'in, Kaman’ın şimdi hasretini çekiyoruz. Gurbet diyarlarında hayatla mücadele ederken bile inanıyorum ki aklınızın bir köşesinde hep sıla özlemi vardır.

 Gurbet kuşlarımızın, özellikle yurtdışında bulunanların, memleketini seven, anasına, atasına saygılı, Türk olduğunu unutmadan hareket eden insanlar yetiştirdiklerinden en ufak şüphem yoktur. İnsan yetiştirmek fedakârlık, azim ve yürek isteyen meşakkatli bir görevdir.  Yaban ellerde günümüz zor şartlarında insan gibi insan yetiştirenlere ne mutlu, ne mutlu ki arkalarında kendilerini, Türklüğü, ecdadı temsil edebilecek pırlanta gibi bir nesil bırakacaklar.

Yüzümüzü ak eden, gelecekte de ak edecek nesiller temennisi, saygı ve sevgilerimle

Garip ülke şu bizim Türkiye..
Saturday, 12.02.2011, 04:41pm

Garip ülke şu bizim Türkiye . Bu ülkede dünyada yaşaması en güzel , en kötü , en kolay , en zor , anlayacağınız en garip ülke..

Öyle bir ülke düşünün ki nüfusu 75 milyon olsun , 75 milyonu da siyasetçi olsun ; ama aynı zamanda hakem olsun , yetmesin hepsi birden yargıç olsun . Az kalsın unutuyorduk ; topyekün tamamı eleştirmen olsun . Okuma yazma oranı ancak seferberliklerle yükseltilsin ; ama herkes her şeyi bilsin . Zaten bu ülkenin eksiği de bu ya , herkes o kadar çok biliyor ki bu bilinenleri uygulamaya adam kalmıyor . Öyle ya hepimiz kafa adamıyız. Kendimizi boş işlerle yoramayız . En sevdiğimiz işler ahkam kesmek , akıl vermek , yorum yapıp , hüküm vermek , işimize gelmeyeni de kafadan kesip atmaktır . Suçlanmayı ve eleştirilmeyi hiç sevmeyiz ; ama eleştiri bizim baş görevlerimizdendir . Hemen kahramanlar bulur sonra da beş dakikada o kahramanlardan hainler yaratırız . Hepimiz çok konuşuruz ; ama yine de kardeşim beş dakika susta biz de konuşalım demeye bayılırız.

Televizyonda hangi kanalı açsak , gazetelerde hangi köşeyi okusak , hep yorum herkes her konuda bilgili kimse ‘ben bundan anlamam’ demiyor . Tabi ki ; herkes her şeyi bildiği için ülke olarak bir arpa boyu yol alamıyoruz . Hala her konuda ahkam kesiyor ‘ben daha iyisini’ biliyorum diyoruz ve her şeyi bildiğimiz için bilenlere engel olup kaostan kurtulamıyoruz . Artık her işi ehline bırakıp herkes kendi bildiği işi yapsa , ülkemiz daha güzel , yarını için endişelenmeyen ve yaşanılacak bir ülke olur

Teşekkür Ederim....Selin İle Gençlik Muhabbeti
Monday, 01.11.2010, 03:29pm

Kocaman bir dünyada küçücük bir yer kaplamaya uğraşırsın ya … Kimi zaman destek çıkanın , istediğinde sığınmak için bir korunağın olsun  ... Hayatına birden girsin ve hep orada kalsın . Her dileğinde yanında olsun , küçücük mutluluklardan mucizeler yaratsın , sen gülünce gülsün , sen üzülünce üzülsün  . Sahip olduğun bir oyuncağın kırılmamasını istediğin gibi onun da kırılmamasını istersin . Bir annenin çocuğuna yürümeyi öğretirken yaptığı gibi her adımında destek olmasını ; her tökezlediğinde elinden tutup kaldırmasını  kocaman adımlarında ise en önemli rolü onun almasını istersin . Arada bir seni kırdığında , affettirmek için yüzüne taktığı masum ifadeyle , çok özlemişsin gibi hissettirmesiyle , hep yanında olduğunu ve hiç gitmeyeceğini bildiğin  kahramanın olsun . Her üzüntünü , acını , sevgini , mutluluğunu onunla paylaşmak ve hep yanında olmasını istersin … Ne kadar kıymetli olduğunu söylemek ve dostluğu için kocaman teşekkür etmek …Hiç değişmeden aynı sevgi ve şefkatle bakılan bütün güzel dostluklara teşekkür ederim …

Umut Etmekten Vazgeçmeyin..
Thursday, 30.09.2010, 05:31pm

Selam sevgili Yelekliler , ben Selin Denktaşçı Sizlerle yeni tanışıyoruz. Dolayısıyla ilk yazıma size kendimden bahsederek başlamak istiyorum.

Ben 1992 yılında ailemin ikinci çocuğu olarak Ankara’da dünya ya geldim. İlköğretimimi Ankara Demirlibahçe İlköğretim Okulunda , Lise öğretimimi ise bu yıl Başkent Lisesinde tamamladım . Üniversite sınavında aldığım puan çok istediğim gazetecilik bölümüne girmeye yetmediği için bir yıl daha çalışıp tekrar denemeye karar verdim . Yani bu yıl hayatımda öğrencilik yok . Dolayısıyla bu bir yıllık süre içerisinde sizlerle tanışıp kaynaşacak , güzel sohbetler yapacak , bolca fırsatım var. Tabii tüm bunlar için sizlerinde çok değerli vakitlerinizden bana ayırmanız , sevinçlerinizi ve dertlerinizi benimle paylaşmanız , üzerinde konuşacağımız konularda beğeni ve eleştirilerinizle beni yönlendirmeniz , kısaca bana yardımcı olmanız gerekli. Bu konuda bu kardeşinize gereken ilgi ve alakayı göstereceğinizden hiç kuşkum yok .

En iyi günlerin sizlerin ve sevdiklerinizin olması dileklerimle sevgi ve saygılarımı sunarım

İLK KÖŞE YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

''Yelekli Olmak''....Elvan ATAY.....
Saturday, 15.05.2010, 05:16pm

Ankaralı olmak,Adanalı olmak,Urfalı olmak ne demektir ? Orada doğmui büyümüş olmak mıdır bir yerli olmak ? Oraların havasını solumak suyunu içmek midir bir yerli olmak ? İnsan bir sokağa,bir semte ait olabilir.Doğma büyüme oralıysan,eli bastonlu ihtiyarını,yeni doğmuş bebeğini adına kadar tanıyorsan tozlu yollarını,kaldırım taşlarını binlerce defa tepelemişsen,çelik çomak oyununu oralarda oynamışsan teklifsiz tekellüfsüz o yörenin tüm evlerine girip çıkmışsan evlerin odalarına kadar her bir köşesini avucunun içi gibi biliyorsan o kişi yerlidir.Bugün varmıdır böyle bir kişi,bugün kalmış mıdır kendine özgü böyle bir yer ? Kentler allak bullak,sokaklar karman çorman,oralarda yaşayanlar suratlı bir karış asık,geçim derdine düşmüş kimi doğma büyüme oralı kimi Anadolu'nun hangi köyünden geldiğini bile unutmuş varoşların tuhaf insanları...

Yazının Devamını Okumak İçin Tıklayınız

  » Rehberlik..
  » Tuğba Kahraman İle Köşe Yazıları..


 
  ::| Etkinlikler
November 2017  
Pz Pzt Sa Car Per Cu Ct
      1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30    
 
  Resimler

Yeşil Yelek...

TOPLAM GOSTERIM : GENEL GOSTERIM :